01. Ticaret Hukuku ve Ticari İşletme Kavramı

Amaç 1:

Toplum yaşamı içindeki ekonomik faaliyetleri düzenleyen ticaret hukukunun, kapsamını ve uygulama alanını belirleyebilmek.

- Ticaret Hukuku, özel hukukun bir dalıdır. Ticaret hukukunun uygulama alanını farklı hukuk politikaları doğrultusunda belirleyen dört sistem vardır. Bunlar, subjektif, objektif, karma ve son zamanlarda gelişen ve ticaret hukukunun esasını Ticarî İşletme olarak kabul eden modern sistemdir. Türk Ticaret Kanunu da Ticarî İşletme esasını kabul etmiştir.

Amaç 2:

Bir işletmenin ticarî işletme olarak kabul edilebilmesi için gerekli olan unsurları belirleyebilmek.

- Ticarî işletme, gelir sağlamak ve devam niyeti ile, esnaf işletmesi sınırlarını aşan ölçüdeki, ekonomik işletme olarak tanımlanabilir. Ticarî işletme, işletmenin çalışması için yeterli olan en az malvarlığı ile birlikte üçüncü kişilere devredilebileceği gibi rehin sözleşmesine de konu edilebilir.

Amaç 3:

Ticarî iş kavramını ve bir işin ticarî iş olarak kabul edilmesinin hukuki sonuçlarını açıklayabilmek.

- Ticarî iş olarak nitelendirilen işler, bir ticarî işletme ile ilgili iş ve işlemler veya Türk Ticaret Kanununda düzenlenen işlerdir. Gerçek kişi tâcirlerin yaptığı işlerin ticarî iş olması asıldır. Bir taraf için ticarî iş sayılan iş veya işlem karşılıklı iradelerin uyuşmasından (sözleşmeden) doğuyorsa her iki taraf için de ticarî iş sayılır, doğmuyorsa her iki taraf için de âdi nitelikte kabul edilir.

Amaç 4:

Ticarî hükümleri ve bu hükümlerin uygulanma sırasını saptayabilmek.

- Ticarî işlere zaman aşımı, faiz ve teselsül konularında farklı hükümler uygulanır. Bazı hükümlerin uygulanabilmesi, ancak iş veya işlemin her ki taraf için de ticarî nitelikte olması ile mümkündür. Ticarî hükümler ancak ticarî işlere uygulanabilir. Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile, diğer kanunlarda yer alıp da ticarî işletmeyi ilgilendiren hükümler ticarî hükümlerdir. Ticarî hükümler şu sıra ile uygulanır: Emredici hükümler, sözleşme hükümleri, emredici olmayan hükümler, ticarî örf ve âdet ve son olarak genel hükümler.

Amaç 5:

Ticarî yargının kapsamına giren uyuşmazlıkları sıralayabilmek.

- Ticarî dava sayılan uyuşmazlıkların çözüm yeri ticaret mahkemeleridir. Ticarî davalarda bazı özel ispat araçları kullanılabilir.

02. Tacir ve Tacir Sıfatının Sonuçları

Amaç 1:

Kimlere tâcir denildiğini ve bu sıfatın nasıl kazanıldığını belirleyebilmek.

- Ticaret Kanunumuzun tanımına göre, bir ticarî işletmeyi kısmen dahi işleten kimseye tâcir denilmektedir. Ticarî işletmeyi işleten kimsenin gerçek kişi olması halinde gerçek kişi tâcir, tüzel kişi olması halinde tüzel kişi tâcir söz konusu olmaktadır.
– Ticarî işletme bir küçük veya kısıtlıya ait ise tâcir sıfatı küçük veya kısıtlıya, cezai sorumluluk veli veya vasiye aittir.
– Ticarî işletme işletmeleri yasaklanmış veya izne bağlanmış olan kişilerin bu yasağa uymadan veya gerekli izni almadan ticarî işletme işletmeleri, kişilerin bir ticarî işletmeyi, fiilen işletmeye başlamadan tescil ettirmeleri veya ilan yoluyla duyurmaları hallerinde, bu kişiler de tâcir sayılmaktadır. Bu kişiler tâcir sıfatının hem nimetlerinden yararlanır, hem külfetlerine katlanır.
– Bunun yanında tâcir gibi sorumlu tutulanlar ise tâcir sıfatının sadece külfetlerine katlanır, nimetlerinden yararlanamaz.
– Konuya tüzel kişiler açısından baktığımızda, ticaret ortaklıkları kanun gereği tâcir olarak kabul edilirler. Dernekler kamu yararına olmamaları ve amaçlarına ulaşmak için ticarî işletme işletmeleri halinde tâcir sıfatını kazanır. Kamu tüzel kişileri tarafından kurulan ve özel hukuk hükümlerine göre yönetilen ticarî işletmeler de tâcir sayılır, donatma iştiraki ise kanun gereği tâcirdir.

Amaç 2:

Tâcir olarak nitelendirilen kişilerin ne gibi haklara sahip olduklarını ve ne gibi yükümlülüklere tabi olduklarını açıklayabilmek.

- Bir kişi, tâcir sıfatını kazanması halinde, bu sıfatın getirdiği bazı nimetlerden yararlanmakta ve bazı külfetlere katlanmaktadır. Tâcir sıfatının getirdiği nimetlere örnek olarak, tâcirin ticarî işletmesi ile ilgili bir iş görmesi halinde önceden kararlaştırılmamış olsa da ücret talep edebilmesini gösterebiliriz. Külfetlere örnek olarak ise basiretli bir işadamı gibi hareket etme zorunluluğunu gösterebiliriz.

Amaç 3:

İki tarafını tâcirlerin oluşturduğu hukuki ilişkilerde hangi hükümlerin uygulanacağını belirleyebilmek.

- Ticaret kanunumuz, bazı hukuki ilişkilerde her iki tarafının da tâcir olması halinde, özel düzenlemeler öngörmüştür.

03. Ticaret Unvanı ve Diğer Ticari Adlar

Amaç 1:

Ticaret unvanının hukuki niteliğini açıklayabilmek ve diğer ticarî adlarla karşılaştırabilmek.

- Ticaret unvanı, tâcirin ticarî işletmesi ile ilgili işlemleri yaparken kullandığı isimdir, tâciri gösterir. Ticaret unvanı gibi, marka ve işletme adı da birer ticarî addır. Ticaret unvanı tâciri diğer tâcirlerden ayırırken, işletme adı, işletmeyi diğerlerinden ayırır. İşletme adı seçip kullanmak zorunlu değildir. Marka ise, işletmelerin ürettikleri mal ve hizmetleri birbirinden ayırt etmeyi amaçlar. Hizmet markası, garanti markası ve ticaret markası olarak sınıflandırılabilen markaların, marka siciline tescili gerekmektedir. Tescil marka sahibine on yıllık koruma sağlamaktadır.

Amaç 2:

Ticaret unvanının oluşturulması sırasında yararlanılan sistemleri açıklayabilmek.

- Ticaret unvanının oluşturulması ile ilgili olarak başlıca üç sistem vardır. Bunlar; özgürlük sistemi, gerçeklik sistemi ve karma sistemdir. Türk Ticaret Kanununun karma sistemi benimsediği söylenebilir.

Amaç 3:

Türk Ticaret Kanununun sistemine göre gerçek ve tüzel kişi tâcirlerin ticaret unvanlarının nasıl oluştuğunu belirleyebilmek.

- Tâcir sıfatına sahip gerçek ve tüzel kişilerin ticaret unvanlarının nasıl oluştuğunu Türk Ticaret Kanunu ayrı ayrı saptamıştır. Ticaret unvanı, çekirdek ve ek olarak ikiye ayrılır. Çekirdek, ticaret unvanının esasını oluşturur. Ekler, kanuna uygun olmalıdırlar. Ek kullanma bazı durumlarda zorunlu, bazı durumlarda isteğe bağlıdır.

Amaç 4:

Ticaret unvanının sahibine sağladığı hakkı ve bu hakkın nasıl korunduğunu saptayabilmek.

- Her tâcir, ticaret unvanını tescil ve ilan ettirmelidir, ayrıca, söz konusu unvanı ve altına atılan imzayı notere onaylattırdıktan sonra sicil memuruna vermelidir. Tescil edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkı yalnızca sahibine aittir. Henüz tescil edilmemiş ticaret unvanları ise, haksız rekabet hükümlerine göre korunur.

Amaç 5:

Sonradan meydana gelen değişiklerin ticaret unvanına etkisini ve ticaret unvanını kullanma hakkının ne şekilde sona erdiğini kavrayabilmek.

- Ortaklardan birinin adının değişmesi halinde ticaret unvanı değişmez. Ortaklar arasındaki değişiklikler mutlaka ticaret unvanının değiştirilmesine neden olmaz. Ticaret unvanı, ticarî işletme ile birlikte devredilebildiği gibi, mirasçılara da geçebilir. Tâcir sıfatının yitirilmesiyle ticaret unvanı kullanma hakkı sona erer. Tâcir sıfatı, ticarî işletmenin tasfiyesi veya esnaf işletmesine dönüşmesi ile sona erer.

04. Ticaret Sicili

Amaç 1:

Ticaret sicilinin hukuksal niteliğini ve bu sicile ilişkin ilkeleri kavrayabilmek.

- Ticaret sicili, ticari işletme ile ilgili ilişkilerin, tâcirin ve üçüncü kişilerin çıkarları yönünden açıklanmasına hizmet eden bir müessesedir. Ticaret sicili memurluğu kural olarak Ticaret ve Sanayi Odası ya da Ticaret Odası bulunan yerlerde kurulur. Ticaret sicili kamuya açık bir sicildir. Açıklık ilkesinin bir sonucu olarak da bu sicil herkes tarafından incelenebilir.

Amaç 2:

Ticaret siciline tescil ve ilanı gereken konuların neler olduğunu ve tescilde nasıl bir yöntem izlendiğini sıralayabilmek.

- Türk Ticaret Kanunu, tescil ve ilana tabi konuları genel olarak açıklamamış, her konuda ayrı ayrı belirtmiştir. Sicile ancak kanunun tescilini emrettiği konular kayıt edilir. Kanunun ilanını emrettiği konular Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile ilan edilir. Tescil ilgilinin talebi ile olur, talebe ilgili belgeler eklenir. Sicil memuru talebi uygun görürse kabul, uygun görmezse red eder. Tartışmalı bir durum varsa, sicil memuru geçici tescil de yapabilir. Bu son halde, tarafların getirecekleri ilama göre ya tescil yapılır ya da geçici kayıt silinir.

Amaç 3:

Tescilin sonuçlarını ve üçüncü kişileri nasıl etkilediğini açıklayabilmek.

- Kural olarak, tescili gereken olay doğduktan sonra tescili yapılır. Bu nedenle tescil kural olarak açıklayıcı niteliktedir. Ancak ticaret ortaklıklarının tüzel kişilik kazanmaları gibi istisnai durumlarda tescil yaratıcı rol oynar. Tescili gerekli bir konu tescil, tescil ve ilanı gerekli bir konu tescil ve ilan edilmiş ise, bu durum üçüncü kişilerin iyi niyetini ortadan kaldırır. Bu kişiler sicilde görünen durumu bilmediklerini iddia edemezler. Buna karşılık tescili gerekmeyen bir konu her nasılsa tescil, ilanı gerekmeyen bir konu her nasılsa ilan edilmiş ise, bu durum üçüncü kişilerin iyi niyetini ortadan kaldırmaz.

05. Haksız Rekabet

Amaç 1:

Haksız rekabeti tanımlayıp, unsurlarının neler olduğunu açıklayabilmek.

- Haksız rekabet, ekonomik rekabetin dürüstlük kurallarına aykırı davranış ve başka şekillerde her türlü kötüye kullanılmasıdır. Haksız rekabetin, ekonomik rekabet, aldatıcı davranış ve başka şekilde dürüstlük kurallarına aykırı hareket ve rekabet hakkının kötüye kullanılması olmak üzere üç unsuru vardır.

Amaç 2:

Türk Ticaret Kanununun 57. maddesinde yer alan özel haksız rekabet hallerinin neler olduğunu irdeleyebilmek.

- Ticaret Kanunumuz, haksız rekabeti genel olarak düzenleyen 56. maddenin hemen ardından, özellikle dürüstlük kurallarına aykırı olup, haksız rekabet oluşturan bazı özel halleri 57. maddede 10 bend halinde sıralamış bulunmaktadır.

Amaç 3:

Haksız rekabet gerçekleşmesi halinde uygulanacak hukukî ve cezaî yaptırımların neler olduğunu saptayabilmek.

- Haksız rekabet sonucunda tespit, önleme, haksız rekabetin sonucu olan maddî durumun ortadan kaldırılması, maddî ve manevî giderim olmak üzere beş tür hukuk davası açılabilir. Haksız rekabete uğrayan rakip yanında, bazı koşulların gerçekleşmesi halinde müşteriler ve meslekî birlikler de dava açabilirler. Davalı, haksız rekabet yapan rakip olabileceği gibi, üçüncü kişiler veya işverenler de olabilir. Haksız rekabet davalarında verilen hüküm sadece taraflar arasında değil, üçüncü kişilere karşı da etkilidir. TTK. m. 64’te yer alan koşulların gerçekleşmesi halinde, söz konusu maddede belirtilen kişiler hakkında şikayet üzerine veya re’sen ceza davası açılabilir.

06. Ticari Defterler

Amaç 1:

Ticarî defterlerin önemini ve Türk Ticaret Kanununa göre hangi defterlerin tutulacağını belirleyebilmek.

Her tâcir ticarî işletmesinin durumunu bilmek zorundadır. Ticarî işletmesinin durumunu anlayabilmek için de defter tutmalıdır. Ticarî defterler Ticaret Hukuku açısından olduğu gibi, Vergi Hukuku, İflâs Hukuku açısından da önemlidir. Defterler, tâcirler arasında ortaya çıkan ve her iki taraf için ticarî iş niteliğindeki anlaşmazlıklardan doğan davalarda kanıt olarak kabul edilmeleri açısından önemlidir. Ticaret Kanunumuzda düzenlenen defterleri, gerçek kişi tâcirlerin tutmakla yükümlü olduğu defterler ve tüzel kişi tâcirlerin tutmakla yükümlü olduğu defterler olarak gruplandırabiliriz. Gerçek kişi tâcirlerin tutmakla yükümlü oldukları defterler onamaya tabi defterler, beyana tabi defterler, özel hükümlere göre tutulması zorunlu defterlerdir. Tâcir adı geçen defterlerin yanında işletmesinin nitelik ve öneminin gerektirdiği defterleri de tutabilir. Bunlara ihtiyari defterler denir. Kanunda ismen sayılmış, yani onamaya tabi defterler yevmiye defteri (günlük defter), defteri kebir (büyük defter) ve envanter defteridir. Tüzel kişi tâcirler de aynı defterleri tutmak zorundadır. Onların bir farkı karar defteri tutmakla yükümlü olmalarıdır.

Amaç 2:

Defterlerin nasıl tutulacağını açıklayabilmek.

Tutulacak defterlerin saptanması için onama ve beyan usulü kabul edilmiştir. Kanunda ismen sayılmış defterlerin, notere veya belli hallerde ticaret sicili memuruna onaylatılması gerekmektedir. Onamaya tâbi defterlerin açılış ve kapanış onamaları usulüne uygun yapılmazsa, bu defterler usulüne uygun tutulmuş sayılmazlar. Beyana tâbi defterlerin her birinin türü, niteliği ve sayfa sayısı belirtilerek her yılbaşında iki nüsha beyanname ile ticaret siciline beyan edilmeleri, usulüne uygun tutulmuş sayılmalarını sağlar.

Amaç 3:

Ticarî defterlerin kanıt olarak nasıl kullanıldığını saptayabilmek.

Ticarî defterlerin sahibi lehine kanıt olarak kabul edilebilmeleri için işletmenin nitelik ve öneminin gerektirdiği tüm defterlerin usulüne uygun tutulmuş olması ve tümünün kayıtlarının birbirini doğruluyor olması gerekmektedir. Ayrıca gereken durumlarda defter sahibine tamamlayıcı yemin verdirilmelidir. Ticarî defterlerin hiç veya gereği gibi tutulmamasının hukuki yaptırımı sahibi lehine kanıt olma niteliğini kaybetmesi, aleyhine kanıt olmasıdır. Cezai yaptırımı da vardır. Cezai yaptırımların başında para cezası gelmektedir. Ayrıca iflâs halinde tâcirin hileli veya taksirli müflis sayılması gerekebileceği gibi, Vergi Usul Hukuku açısından vergi cezaları da söz konusu olur.

07. Tüccar Yardımcıları

Amaç 1:

Tüccar yardımcılarını tanımlayıp, türlerini belirleyebilmek.

Tüccar yardımcılarının türlerine baktığımızda bağımlı tüccar yardımcıları ve bağımsız tüccar yardımcıları olarak iki gruba ayrıldıklarını görürüz. Ayrıca bu gruplara girenler de, sahip oldukları temsil yetkisinin sınırları açısından alt gruplara ayrılır.

Amaç 2:

Bağımlı tüccar yardımcılarının türlerini ve yetkilerini açıklayabilmek.

Bağımlı tüccar yardımcıları, Borçlar Kanununun 449. maddesi ve devamında düzenlenmiştir. Bunlar üç tanedir; ticarî mümessil, ticarî vekil ve seyyar tüccar memuru. Bunlar işletme sahibine bağlı ve ona tabi olan tüccar yardımcılarıdır ve işletmenin bir unsuru sayılırlar. Şube, hatta merkezin yönetimi ve temsili ile görevlendirilseler dahi, işletme sahibinin verdiği talimata uymaya mecburdurlar, onun denetimi ve gözetimi altındadırlar.

Tüccar yardımcılarının en geniş yetkilisi olan ticarî mümessil işletmeyi yönetmek ve temsil etmek üzere tâcir tarafından atanır. Diğer ticaret vekillerinin de tâciri temsil yetkisi bulunmakla beraber, bu yetki ticarî mümessilin temsil yetkisi kadar geniş değildir ve işletme sahibinin iradesi ile istenildiği kadar sınırlanabilir. Seyyar tüccar memuru ise işletmenin merkez ve şubeleri dışındaki yerlerde tâciri temsil etmektedir.

Amaç 3:

Bağımsız tüccar yardımcılarının türlerini ve yetkilerini sıralayabilmek.

Bağımsız tüccar yardımcıları, tâcirin emir ve kumanda zincirinde yer almamakla beraber, faaliyetinde ona yardımcı olan, ancak bu yardımlarını kendi bağımsız uğraşları içinde yerine getiren kişilerdir. Bunlar, acente, komisyoncu ve ticaret işleri tellâlı olmak üzere üç gruba ayrılırlar. Acentelik, aracı acente ve sözleşme yapma yetkisine sahip acente olmak üzere iki türlüdür. Bağımlı olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belli bir yer veya bölgede, daimi olarak bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi meslek edinen kimseye aracı acente denir. Bu tanımı göz önünde tutarak, aracı acenteliğin unsurlarını şöylece sıralayabiliriz; bir sözleşmenin varlığı, faaliyet alanı, faaliyetlerde süreklilik, meslek edinme ve tâcire bağımlı olamama. Bağımlı olmaksızın, yazılı bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölgede, daimi olarak bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmeleri o işletme adına yapmayı meslek edinen kimseye sözleşme yapma yetkisine sahip acente denir.

Acentelik sözleşmesi belli bir süre için yapılmışsa, sürenin dolması ile sona erer. Belli olmayan süre için yapılmışsa, taraflardan birinin üç ay öncesinden fesih bildiriminde bulunması ile sona erer. Haklı sebepler varsa, bunlara dayanılarak süre dolmadan veya üç ay beklemeden de sözleşme feshedilebilir.

08. Cari Hesap

Amaç 1:

Cari hesap sözleşmesine hangi ekonomik gereksin meler açısından gerek duyulduğunu açıklayabilmek.

Cari hesap, günlük ekonomik gereksinmelerden doğan ve taraflar arasında gereksiz para ödemelerini ortadan kaldıran özel bir takas rejimidir.

Amaç 2:

Cari hesap sözleşmesini tanımlayabilmek ve ne şekilde yapılacağını belirleyebilmek.

İki kimsenin çeşitli hususlardan dolayı birbirlerin deki alacakları ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip, bunları kalem kalem borç ve alacak şekline çevirerek, hesabın kesilmesinde ortaya çıkacak bakiyeyi isteyebileceklerine ilişkin anlaşmadır. Kanunumuz, cari hesap sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasını bir geçerlilik şartı olarak emretmiştir.

Amaç 3:

Alacağın cari hesaba geçirilmesinin sonuçlarını sıralayabilmek.

Cari hesaba borç ve alacakların kaydı, tarafların bunlara ilişkin sahip oldukları dava ve savunma hakkını düşürmez. Kefalet benzeri güvenceler varlıklarını sürdürürler. Borç ve alacakların takas edilmelerinden sonra ortaya çıkan bakiye diğer tarafça kabul edilirse, yeni devrenin ilk kalemini oluşturan bakiye yenilenmiş sayılır. Önceki kalemler den birisi için güvence varsa, bakiye oranında varlığını sürdürür.

Amaç 4:

Cari hesap sözleşmesi açısından söz konusu olan süreleri ayırt edebilmek.

Cari hesap süresince taraflar arasında alacaklılık ve borçluluk sıfatları kalkar. Alacaklılık ve borçluluk sıfatları anlaşma sonunda hesabın kesilmesi ile belli olur. Dava zaman aşımı 5 yıldır. Zaman aşımı süresinin başlangıcı cari hesaptan doğan tüm alacak ve anlaşmazlıklar için cari hesap sözleşmesinin sona erdiği andır. Cari hesap sözleşmesi belli bir süre için veya süresiz olarak düzenlenebilir. Anlaşma süresi içinde alacak ve borç kalemlerinin takas edildiği süreçlere hesap devresi denilmektedir. Hesap devresi hakkında sözleşmede hüküm yoksa ve ticari bir teamül de bulunmuyorsa, her takvim yılının son günü taraflarca hesap devresinin kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır.

Amaç 5:

Sözleşmenin hangi hallerde sona ereceğini saptayabilmek.

Cari hesap kanunda öngörülen neden ve hallerde sona erer. Bu neden ve hallere, cari hesapta süre varsa sürenin dolması, belirsiz süreli ise taraflardan birinin fesih bildiriminde bulunması, taraflardan birinin iflâs etmesi örnek olarak gösterilebilir.

09. Ortaklık Kavramı ve Kolektif Ortaklık

Amaç 1:

Ortaklık kavramını ve ortaklık sözleşmesini tanımlayabilmek.

İki veya daha fazla kişinin emeklerini, mallarını ortak bir amaca ulaşmak için birleştirmelerine ve bu konuda aralarında sözleşme yapmalarına ortaklık denilmektedir. Ortaklığın oluşabilmesi için birtakım unsurların bir araya getirilmesi gerekmektedir. Bu unsurlar sözleşme unsuru, kişi unsuru, ortak amaç unsuru, sermaye unsuru olarak sayılabilir. Sözleşme unsurunu açıklayan ortaklık sözleşmesini; iki veya daha çok kişinin kazanç sağlamak ve bunu paylaşmak niyet ve amacı ile ekonomik ve mali yarar sağlayan ve amacın gerçekleşmesi için yeterli ve gerekli edimlerini bir araya getirerek, bu amaca özgüleyerek oluşturdukları çok taraflı bir sözleşme biçiminde tanımlayabiliriz.

Amaç 2:

Kolektif ortaklığı ve kuruluşunu açıklayabilmek.

Ortaklık türlerinden birini oluşturan kolektif ortaklık, TTK. m. 153’teki tanım esas alındığında; ticari bir işletmeyi, bir ticaret ünvanı altında işletmek amacı ile gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklardan hiçbirisinin sorumluluğunun ortaklık alacaklarına karşı sınırlandırılmadığı ortaklık olarak tanımlanabilir.

Kolektif ortaklığın kuruluşunda öncelikle yapılması gereken, yazılı ve imzaları noterce onanmış bir ortaklık sözleşmesinin düzenlenmesidir. Eğer bu şekil koşullarına uyulmadan ortaklık kurulursa, TTK. md. 156 gereğince ortaklık âdi ortaklık hükümlerine tabi olacaktır.

Ortaklık sözleşmesinin içeriğinde zorunlu ve isteğe bağlı hususlar bulunması söz konusudur. Ortakların ad ve soyadları, yerleşim yerleri ve uyrukluklarının, ortaklığın kolektif olduğunun, ticaret ünvanı ve merkezinin, konusunun, ortakların sermaye olarak koymayı yükümlendikleri edimlerin, ortaklığın kim tarafından temsil edileceğinin belirtilmesi, zorunlu hususları oluşturur. Sözleşmede bulunması zorunlu olmayan, diğer bir ifade ile isteğe bağlı hususlar örneğin, kâr ve zararın bölünme oranları, ortaklar arası ilişkiler gibi konular da sözleşmede düzenlenebilir. Ortaklığın tüzel kişilik kazanabilmesi için mutlaka tescil ve ilanı gerekmektedir. Kuruluş işlemlerindeki eksiklikler ortakların sorumluluklarını etkileyecek ve farklılaştırabilecektir. Eksiklikler kolektif ortaklığın oluşumunu engellediği gibi, ortakları da üçüncü kişilere karşı ortaklık borçlarından dolayı doğrudan doğruya ve zincirleme olarak sorumlu kılacaktır.

10. Kolektif Ortaklıkta Ortaklar Arasındaki İlişkiler

Amaç 1:

Kolektif ortaklıkta ortakların kişisel nitelikteki haklarının neler olduğunu ve bu hakların nasıl kullanılacağını açıklayabilmek.

- Kolektif ortaklığın, üçüncü kişilerle işleme girişmeden önce iradesini hazırlaması ve karar almasına yönetim hakkı denilmektedir. Yönetim hakkı sadece ortaklar arası iç ilişkiye ilişkindir ve üçüncü kişileri ilgilendirmez. Yönetim hakkının içeriği ve sınırları ortaklar tarafından ortaklık sözleşmesi ile istenildiği gibi belirlenebilir. Ortaklık sözleşmesi ile yönetim hakkı, ortaklardan birisine veya bir kaçına verilmiş olabilir. Yönetim hakkı bu şekilde devredilmiş ise diğer ortaklar yönetim hakkına sahip değildir. Ortaklar karar alırlarken yönetim hakkına konan sınırlamalara uymakla yükümlüdürler. Buna uymazlarsa, işlem üçüncü kişi ile yapıldığında, temsil yetkisi sınırları içinde ise ortaklık bununla bağlı, yönetim hakkına konulmuş sınırlamaya uymayan ortak ise iç ilişkide diğer ortaklara karşı sorumlu olur.

- Yönetim hakkına sahip olsun olmasın, her ortak denetleme hakkına sahiptir. Denetleme hakkı, ortak sıfatının doğduğu an başlar ve bu sıfatın iç ilişkide sona erdiği ana kadar sürer.

- Ortaklık sözleşmesi bir amaç etrafında birleşmeyi ve bu amacın gerçekleşmesi için ortak faaliyet ve gayret sarf edilmesini gerektirdiğinden ortakların ortaklığa karşı sadakat yükümlülüğünün bir sonucu da, rekabet yasağıdır.

Amaç 2:

Kolektif ortaklıkta, ortakların parasal nitelikteki borçlarının neler olduğunu ve bu borçların nasıl yerine getirileceğini sıralayabilmek.

- Ortaklığın parasal nitelikte hak ve borçları, sermaye borcu ile katılma payından ibarettir. Kolektif ortaklık bir ticarî işletmeyi işletmek amacı ile kurulduğundan bu amacın gerçekleşmesi için bir sermayeye ihtiyaç duyulur. Ortakların aynı türden sermaye koymaları gerekmediği gibi, sermaye yüklenimlerinde eşitlik de şart değildir.

- Katılma payı kavramı, ortağın ortaklığa karşı sahip olduğu mali hakların tümünü içine alır. Katılma payının ortağa sağladığı haklar iki büyük gruba ayrılır. Ortaklığın devamı süresince gerçekleşen kâr, ücret, sermaye faizi gibi talepler ile ortaklığın fesih ve tasfiyesi veya ortağın ortaklıktan ayrılması şartına bağlı tasfiye payını talep hakkı. Ortaklar ortaklıktaki kâr ve zarar paylarını diledikleri gibi saptayabilirler, aralarında kararlaştırabilirler. Kâr ve zarar paylarının saptanması ortaklık sözleşmesi ile de öngörülmüş olabilir.

- Tasfiye bakiyesi üzerinde ortağın talep hakkına tasfiye payı denir. Tasfiye sonucunda arta kalan mal varlığının ortaklar arasında ne şekilde dağıtılacağı sözleşme ile istenildiği gibi düzenlenebilir.

11. Kolektif Ortaklığın ve Ortakların Üçüncü Kişilerle İlişkileri, Ortaklar Arasında Değişiklikler, Kolektif Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi

Amaç 1:

Kolektif ortaklığın üçüncü kişilerle ne şekilde ilişkiler kurduğunu, ortaklığın üçüncü kişilerle ilişkilerinden doğan borçlarından ortaklığın ve ortakların hangi şartlarla ve ne kapsamda sorumlu olduğunu açıklayabilmek.

- Kolektif ortaklıklar, ticaret siciline tescille tüzel kişilik kazanırlar. Kolektif ortaklıklar da diğer tüzel kişiler gibi sahip oldukları hakları ancak temsilcileri aracılığıyla kullanabilecek, bu sayede dış dünya ile ilişki kurabileceklerdir. Kolektif ortaklıkların temsilcileri iradi ve kanuni olmak üzere iki gruba ayrılır. İradi temsilciler, kendilerine ortaklığı temsil yetkisi tanınan tüccar yardımcılarıdır. Kanuni temsilciler ise ortaklığı temsil etmek, ortaklık adına işlemlerde bulunmak, ortaklık adına hakları kullanmak yetkisine doğrudan doğruya sahip, ortaklığın organı sayılan kişilerdir. Temsil yetkisine sahip olanlar, ortaklık amacına giren her türlü iş ve işlemi ortaklık adına yapabilirler. Temsil yetkisi, ortaklık amacı çerçevesinde ancak birlikte temsil suretiyle sınırlandırılabilir.

- Temsilciler ortaklık adına hareket ettiğinden onların yaptıkları hukuki işlemlerden, ortaklık işlerini görürken gerçekleştirdikleri haksız fiillerden ortaklık sorumludur. Ortakların ortaklık borçlarından sorumluluğu ancak aşağıda belirteceğimiz iki halden birinin gerçekleşmesi durumunda söz konusu olur. Bunlar; ortaklığa karşı yapılan icra takibinin semeresiz kalması ve ortaklığın herhangi bir nedenle sona ermesi halidir.

Amaç 2:

Kolektif ortaklıkta, ortaklar arası değişikliklerin ne şekilde gerçekleştiğini belirleyebilmek.

- Tüzel kişiliğe sahip olduğunu belirttiğimiz kolektif ortaklık, ortaklarından bağımsız bir varlıktır. Çıkma, payın devri, yeni ortak alınması, çıkarılma suretiyle ortaklar arasında değişiklikler gerçekleşebilir. Ortaklıkta meydana gelen bu değişiklikler ortaklık yapısının da değişmesi sonucunu doğurur. Ancak ortaklık tüzel kişiliği varlığını sürdürmeye devam eder. Ölüm hali dışında ortak, ancak ortaklık sözleşmesinde hüküm varsa veya bunu diğer ortaklar onaylarsa ortaklıktan çıkabilir. Kolektif ortaklıkta payın devri, ortaklığa yeni ortak alınması suretiyle ortaklar arası ilişkilerin değişmesi ortakların oybirliği ile mümkündür. Kolektif ortaklıklarda, ortak, ortaklıktan çıkamayacağı gibi çıkarılamaz da. Ancak kanunda belirtilen ve ortağın ortaklıkta kalmasının diğer ortaklar ve ortaklık bakımından ağır sonuçlar doğuracağının kabul edildiği hallerde ortak çıkarılabilecektir.

Amaç 3:

Ortaklığın fesih hallerini ve feshin ortaklık yapısında meydana getirdiği değişiklikleri irdeleyebilmek.

- Kolektif ortaklığın fesih hallerinden birinin gerçekleşmesi ile ortaklığın ticarî işletmeyi işletme ve kazanç sağlama amacı pasif tasfiye amacına dönüşür. Fesihle tüzel kişilik sona ermez, sadece amaç değişikliği meydana gelir. Fesihten itibaren ortaklık unvanına Tasfiye Halinde ibaresi eklenir. Kolektif ortaklığın fesih sebeplerini üç grupta incelemek mümkündür. Bu nedenlerden ilk grubu, varlığı kolektif ortaklığın kendiliğinden infisahı sonucunu doğuran nedenlerdir. Bunlara irade dışı fesih sebepleri demek de mümkündür. Bazı hallerde ortaklık mahkeme kararı ile infisah eder. Üçüncü grup ise ancak ortaklardan birisinin iradesi ile ortaklığın infisahı sonucunu doğuran nedenlerdir.

Amaç 4:

Kolektif ortaklıkta tasfiye işlemlerinin ne şekilde yürütüldüğünü saptayabilmek.

- Kolektif ortaklık infisah etmekle tasfiye haline girer. Tasfiye memurları ortaklığın tasfiyesini yürütür ve bu süre içinde ortaklığı temsil ederler. Tasfiye haline giren ortaklığın amacı ortaklık tüzel kişiliğine bağlı ilişkileri çözerek, elde edilen safi varlığın bölüşülmesini sağlamaktır. Bunun için de ortaklığın yönetimi ve temsili, tasfiye süresince tasfiye memurlarına ait olacaktır.

12. Adi Komandit Ortaklık

Amaç 1:

Komandit ortaklığı tanımlayabilmek.

Komandit ortaklık, ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek maksadıyla kurulan ve ortaklık alacaklılarına karşı ortaklardan bir veya birkaçının sorumluluğu sınırlanmamış, bir veya birkaçının sorumluluğu sınırlanmış olan ortaklıktır. Bu ortaklar arasındaki en önemli fark komandite ortağın ortaklık borç ve yükümlüklerinden dolayı sınırsız ve zincirleme sorumlu olmasına rağmen komanditer ortağın sorumluluğunun koyacağı sermaye miktarı ile sınırlı olmasıdır.

Amaç 2:

Komandit ortaklığın nasıl kurulacağını açıklayabilmek.

Komandit ortaklık, ortaklar tarafından yazılı şekilde düzenlenen ve altındaki imzalar noterce onanan bir sözleşme ile kurulur. Kurucular ortaklık sözleşmesinin noterlikçe onanmış suretini on beş gün içinde ticaret sicil memurluğuna vererek ortaklığın tescilini isterler. Tescil ile ortaklık tüzel kişiliğini kazanır. Ortaklık sözleşmesi kanuna aykırılık taşıyor ise ortaklık adi ortaklık hükümlerine tabi olur.

Amaç 3:

Ortakların kişisel ve mali nitelikteki hak ve borçlarını belirleyebilmek.

Ortakların kişisel nitelikteki hak ve borçları; yönetim hakkı, itiraz hakkı, rekabet yasağı, sadakat borcu, özen gösterme borcudur. Komandite ortak bu haklara başkaca şarta gerek olmadan sahipken, komanditer ortak yönetim hakkına, dolayısıyla itiraz hakkına sahip değildir. Komanditer ortağın denetleme hakkı komandite ortaktan farklı olarak olağan ve olağanüstü denetleme hakkı şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Komanditer ortaklar için rekabet yasağı söz konusu değildir. Ortakların mali nitelikteki hak ve borçları ise; sermaye borcu, faiz isteme hakkı, kâr ve zarar ile tasfiye payına katılma ve bilânçonun düzenlenmesini talep hakkından ibarettir. Komanditer ortak, kişisel emek ve ticari itibarı dışında kalan şey ve hakları sermaye olarak getirebilir. Ayrıca komanditer ortağın mali haklardan yararlanması koyduğu veya koymayı üstlendiği sermaye ile sınırlıdır.

Amaç 4:

Komandite ve komanditer ortakların üçüncü kişilerle ilişkilerinin niteliğini saptayabilmek.

Komandite ortağın ortaklığı temsil yetkisi kolektif ortağın temsil yetkisi gibi iken, komanditer ortak temsil yetkisini ancak ticari mümessil, ticari vekil veya seyyar tüccar memuru atanarak kullanabilir. Komandite ortak, ortaklık borç ve yükümlülüklerinden sınırsız ve zincirleme sorumlu iken komanditer ortak kural olarak yükümlendiği sermaye ile sınırlı olarak sorumludur. Komanditer ortağın bu sınırlı sorumluluğu bazı hallerde genişleyebilir, hatta sınırsız hale gelebilir. Komanditerin getirdiği paradan başkaca sermayenin gerçek değeri ile ortaklarca biçilen değerinin farklı olması, komanditerin, ortaklığa getirdiği sermayeden daha fazla miktar ile sorumluluğu üzerine aldığını yazı ile beyan veya ilan etmesi hallerinde, komanditerin sorumluluğu genişler. Komanditer ortak, Ticaret Kanununda sayılan dört halde ortaklık borçlarından sınırsız sorumludur. Bunlar, komanditer ortağın ad ve soyadının unvana konulması, komanditer ortağın ortaklık adına işlemlere girişmesi, ortaklık yönetimine katılması ve ortaklık sözleşmesinde eksiklikler bulunmasıdır.

Amaç 5:

Ortaklar arasındaki değişikliklerin sonuçlarını açıklayabilmek.

Ortaklar arasındaki değişiklik ortağın ortaklıktan çıkması, çıkarılması, ölümü ve yeni ortak alınması ile gerçekleşir. Komanditer ortak, ortaklık payını devrederek ortaklıktan çıkabilir. Ancak payı devralan kişinin ortak sıfatını kazanması diğer ortakların onayına bağlıdır.

13. Anonim Ortaklık ve Anonim Ortaklığın Kuruluşu

Amaç 1:

Anonim ortaklığı tanımlayabilmek ve unsurlarını belirleyebilmek.

Anonim ortaklığı; bir unvan altında, ekonomik amaç ve konular için kurulan, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş, ortakların sorumluluğu üstlendikleri sermaye payları ile sınırlı, ortaklık sıfatı paya göre belirli olan, hak ehliyeti ortaklık konusu ile sınırlı, tüzel kişiliğe sahip bir ticaret ortaklığıdır şeklinde tanımlayabiliriz.

Anonim ortaklığın unvanı, unvanda bulunması zorunlu bir çekirdek ve buna yapılacak eklerden oluşur. Anonim ortaklığın unvanında, ortaklık konusunun gösterilmesi ve anonim ortaklık ifadesinin bulunması zorunludur. Unvana yapılacak ekler ise zorunlu ve isteğe bağlı olmak üzere ikiye ayrılır. Anonim ortaklıklar kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konular için kurulabilirler. Şu kadar ki, esas sözleşmede ortaklık konusunun sınırlarının açıkça gösterilmiş olması gerekir. Ayrıca anonim ortaklığın sermayesinin belirli ve paylara bölünmüş olması da zorunludur. Bu sermaye, özel kanunlarda aksine hüküm olmadıkça elli bin Yeni Türk Lirasından aşağı olamaz. Nakitten başka bir hak ve ayın sermaye olarak konulmuş ise bunun biçilen nakdi değeri esas sözleşmede belirtilmelidir.

Anonim ortaklığın borçlarından dolayı sorumu yalnız malvarlığı ile sınırlıdır. Ortakların sorumu, üstlenmiş oldukları sermaye payları kadardır. Anonim ortaklıklarda her pay bir ortaklık mevkiini gösterir ve ortak sıfatı paya göre belli olur. Ortaklık en az beş pay sahibi kurucu tarafından kurulabilir.

Amaç 2:

Anonim ortaklığın kuruluş türlerini açıklayabilmek.

Ticaret Kanunumuz, anonim ortaklıkların kuruluşunu, uygulanan usul bakımından ani ve tedrici olmak üzere ikiye ayırmıştır. Ani kuruluş, ortaklık sermayesinin tamamının kurucular tarafından üstlenilmesi ile olur. Tedrici kuruluş ise, ortaklık sermayesinin bir kısmının kurucular tarafından üstlenilmesi, geri kalan kısım için halka başvurulması ile olur.

Ani kuruluşta ilk aşama esas sözleşmenin düzenlenmesi aşamasıdır. Esas sözleşme kurucular tarafından düzenlenir. Ani kuruluşta, kurucu sıfatının kazanılması için, esas sözleşmede imzanın bulunması ve sermaye olarak esas sözleşmede gösterilen nakdin veya nakitten başka ekonomik değerin sermaye olarak üstlenilmesi gerekir. Kurucular en az beş kişi ve ortaklıkta pay sahibi olmalıdırlar. Esas sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve bütün kurucular tarafından imzalanarak bu imzaların noterce onanması gereklidir.

Kurucular tarafından düzenlenen esas sözleşmenin içeriği, sözleşmede bulunması kanunla zorunlu kılınan hususlar ve kurucuların isteklerine bağlı olarak ekleyebilecekleri hususlardan oluşur. Esas sözleşme kurucular tarafından kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olarak düzenlenip, imzalandıktan ve imzalar notere onaylatıldıktan sonra bazı anonim ortaklıklarda Sanayi ve Ticaret Bakanlığından izin alınması gerekir. Bakanlık izinden kaçınırsa, bu red kararına karşı Danıştay’a başvurma yolu açıktır.

Anonim ortaklığın tescili ortaklık merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline yapılır. Tescil ile anonim ortaklık tüzel kişilik kazanır. Ayrıca ortaklığın kuruluşunun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesi gereklidir.

Amaç 3:

Anonim ortaklığın kuruluşunda kurucuların sorum hallerini saptayabilmek.

Anonim ortaklığın kuruluşunda, kurucular ile ilk yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin sorum halleri TTK. ‘da düzenlenmiştir. Kurucuların sorumu hukuki ve cezai olmak üzere iki şekildedir.

Hukuki sorum halleri; gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi, esas sermaye hakkında yanlış beyan yapılması ve değer biçmede hile yapılmasıdır. Kurucuların hukuki sorumlulukları genel kurul kararı ile ibra edilir. Ancak ibra kararının alınabilmesi için tescilden itibaren en az dört yıl geçmelidir. Gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi ve değer biçmede hile yapılması hallerinde, Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerine göre cezai sorumluluk da söz konusu olur. İlk yönetim kurulu üyeleri ile denetçiler, ortaklığın kurulmasında bir yolsuzluk olup olmadığını araştırmakla yükümlüdürler. Bu konuda ihmalleri anlaşılır ve bu yüzden doğan zarar kuruculardan alınmamış olursa, inceleme görevini savsaklayan yönetim kurulu üyeleri zincirleme olarak sorumlu olurlar.

14. Anonim Ortaklığın Organları (Genel Kurul)

Amaç 1:

Genel kurulun yetkilerini sıralayabilmek.

Genel kurul anonim ortaklığın en yüksek irade ve karar organıdır. Genel kurul diğer organları atamak ve azletmek ve onlara dolaylı veya dolaysız olarak etkili olmak olanağına sahiptir. Genel kurul kararları ortaklığın faaliyetine hatta hayatına etkili olabilir. Ancak genel kurulun yetkileri de sınırsız değildir.

Genel kurul:
– Ortaklık konusu dışında karar alamaz,

- Üçüncü kişiler ile ortaklık arasındaki ilişkilerde üçüncü kişilerin haklarını ihlâl edemez,

- Kanunla ortaklığın diğer organlarına özgü sayılan konularda karar alamaz,

- Azınlığın ve bireysel hak sahiplerinin haklarını ihlâl edemez. Genel kurulun çok geniş olan yetkileri, kanunla genel kurula özgü olarak belirtilenler hariç olmak üzere diğer organlara devredilebilir.

Amaç 2:

Genel kurul toplantılarına çağrının nasıl yapıldığını açıklayabilmek.

- Genel kurul toplantıları, olağan ve olağanüstü olmak üzere ikiye ayrılır. Türk hukukunda genel kurulu olağan toplantıya çağırmak yetkisi yönetim kuruluna aittir. Zorunlu ve acele durumlarda denetçiler de genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilirler. Esas sermayenin 1/10′ unu temsil eden azınlık, önce yönetim kuruluna, olmazsa denetçilere ve o da olmazsa mahkemeye başvurarak, genel kurulu toplantıya çağırabilir. Toplantıya çağrının gazetelerle ilan ve ayrıca adresleri belli pay sahiplerine taahhütlü mektupla yapılması gerekir. Toplantı ilanı ile çağrı mektuplarında gündemin mutlaka yazılması gerekir. Bu kurallara uyulmadığı takdirde eksikliğin niteliğine göre değişen ağırlıklarda bazı yaptırımlar söz konusu olabilir.

Amaç 3:

Genel kurul toplantısına kimlerin katılabileceğini, toplantıda kararların nasıl alındığını belirleyebilmek.

- Genel kurul ortaklık sermayesinin en az 1/4’ünü temsil eden pay sahiplerinin katılımı ile toplanır. İlk toplantıda bu yetersayı oluşmazsa ikinci toplantıda tek bir paya sahip tek bir pay sahibi dahi gelse genel kurulu oluşturabilir. Genel kurulda toplantı yetersayısı, toplantıda görüşülecek konulara göre değişir. Toplantı yetersayısı sermayeye oranla belirlenir.

- Genel kurul, kararlarını, mevcut oyların mutlak çoğunluğuyla alır. Çekimserler aleyhe oy kullanmış sayılırlar. Bazı kararlar için ağırlaştırılmış çoğunluk, ortaklığın uyrukluğunun değiştirilmesi ile ortakların yükümlerinin çoğaltılmasına ilişkin kararlarda oybirliği aranır.

Amaç 4:

Genel kurul kararlarının hangi durumlarda ve hangi usulle iptal edilebileceğini belirleyebilmek.

- Kanunun emredici hükümleri, esas sözleşme hükümleri ve dürüstlük kurallarına aykırı genel kurul kararları, pay sahipleri, organ olarak yönetim kurulu, birey olarak yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler tarafından anonim ortaklık tüzel kişiliğine karşı, ortaklık merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde, kararın alındığı tarihten itibaren üç ay içinde açılacak bir iptal davası ile iptal ettirilebilir.

- İptal davasının açılması ile duruşmanın yapılacağı günün yönetim kurulu tarafından ilan olunması gerekir. İptal davası açılması genel kurul kararının geçerliliğini etkilemez. Ancak mahkeme kararın uygulanmasının ertelenmesine hükmedebilir.

15. Anonim Ortaklığın Organları (Yönetim ve Denetleme Kurulu)

Amaç 1:

Anonim ortaklıklarda yönetim kurulunun hukuki niteliğini, üyelerinin seçimi, görev ve yetkilerini açıklayabilmek.

- Anonim ortaklığı yönetim kurulu temsil eder ve yönetir. Yönetim kurulunu seçme yetkisi, genel kuruldadır. Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, kanun ve esas sözleşme hükümleri çerçevesinde olur. TTK. , yönetim kurulu üye sayısını en az üç kişi olarak belirlemiştir. Yönetim kurulu üyeleri görevlerine en çok üç yıl için seçilirler. Esas sözleşmede aksine hüküm yoksa tekrar seçilebilirler. Yönetim kurulu üyesi olmak için kanun bazı nitelikler aradığı gibi, sözleşme ile bu konuda özel hükümler de getirebilir.

Ayrıca, bazı tür anonim ortaklıklarda yönetim kurulu üyelerinde özel nitelikler aranabilir. Yönetim kurulu üyesi sıfatının kazanılması için ticaret siciline tescil şart değildir. Ancak iyi niyet sahibi üçüncü kişiler bakımından üyelik sıfatı tescil ile doğar. Yönetim kurulu, görevlerini kurul halinde yerine getirir ve yetkilerini de kurul halinde kullanır. Ancak, istisnai olarak bazı hallerde, yönetim kurulu üyelerine bireysel görevler yüklenmiş veya bunlar tek başlarına harekete yetkili kılınmışlardır. Yönetim kuruluna bir kurul olarak düşen görevlerin başlıcaları, kanunun öngördüğü sınırlar içinde ortaklığı yönetme, ortaklığı temsil, genel kurulu toplantıya çağırma gibi belirli işlemleri gerçekleştirme olarak sayılabilir. Anonim ortaklık iç ve dış ilişkide yönetim kurulu tarafından temsil olunur. Yönetim kurulu üyeleri, kanun ve esas sözleşme gereği ortaklığa karşı, özen borcu, ortaklıkla sözleşme yapma yasağı gibi bazı yükümlülükler altına girerler.

Amaç 2:

Anonim ortaklıklarda denetçilerin hukuki niteliğini, seçimini, görev ve yetkilerini belirleyebilmek.

- Anonim ortaklığın denetleme organı, denetçilerdir. Denetçileri seçme yetkisi esas olarak genel kurula ait olmakla beraber, kanunda yazılı istisnaî hallerde diğer organlar ve makamlar tarafından da denetçi seçilebilir. Anonim ortaklıklarda denetçi sayısı beşten çok olamaz. Denetçi seçilebilmek için pay sahibi olma zorunluluğu yoktur. Tüzel kişiler denetçi seçilemez. Süresi biten denetçiler tekrar seçilebilirler. Denetçiler kural olarak en çok üç yıl için seçilirler, seçilen denetçiler tescil ve ilan ettirilir. Denetçiler kurul halinde, her yılsonunda yönetim kurulunun sunduğu rapor hakkında görüş bildirmek, genel kurulu olağan ve olağanüstü toplantıya davet etmek, boşalan denetçilik makamına genel kurul toplantısına kadar denetçi seçmek gibi görevleri yerine getirirler. Denetçilerin ayrıca bireysel olarak ortaklığı denetleme ve gözetim, şikâyetleri araştırıp inceleme gibi görevleri vardır. Denetçiler sadece yönetim kuruluna karşı açılacak davalarda ortaklığı temsil ederler.

16. Anonim Ortaklıkta Pay ve Pay Sahipliği, Pay Sahiplerinin Hak ve Borçları

Amaç 1:

Pay ve pay sahipliği kavramlarının hukuki niteliğini tanımlayabilmek.

- Anonim ortaklıkta pay, esas sermayenin eşit miktarlara bölünmüş bir kısmını oluşturur ve ortaklıkta ortaklık mevkiini temsil eder.
– Pay sahipliği sıfatı ortaklığa katılmayı yükümlenenler ve kurucular tarafından aslen veya payı başka bir ortaktan almak suretiyle devren kazanılabilir.
– Anonim ortaklıkta en az beş pay sahibinin bulunması gerekmektedir. Bir kişi birden çok payın sahibi olabilir, ancak tek bir pay birden çok kişiye ait bile olsa ortaklığa karşı bölünmez niteliktedir.
– Anonim ortaklıktaki paylar kıymetli evrak niteliğini haiz pay senetlerinde ifadesini bulur. Pay senetleri ancak ortaklığın tescilinden sonra çıkarılabilir. Anonim ortaklıklarda maliklerine farklı ve ek haklar sağlayan özel kategori pay senetleri çıkartılabilir. Aksi halde tüm payların sağladığı haklarda eşitlik söz konusudur. Aynı kategori paylara sahip ortaklar aynı haklara sahiptir.
– Pay sahipliği sıfatının devri, payı temsil eden senedin devri ile olur. Kanuni istisnalar haricinde ortaklık sıfatı, ortağın rızası dışında kendisinden alınamaz.

Amaç 2:

Pay sahibinin borçlarını belirleyebilmek.

- Pay sahibinin asli borcu ortaklığa olan sermaye borcunu ifa etmektir. Bu borcun yerine getirilmemesi durumunda borçlu mütemerrid duruma düşer ve yönetim kurulu tarafından ortaklıktan çıkarılabilir. Pay sahibinin sözleşmede öngörülecek bir takım ikincil yükümlülükler altına girmesi de mümkündür. İkincil yükümünü yerine getirmeyen ortaktan giderim istenebilir ancak ortak ortaklıktan çıkarılamaz.

Amaç 3:

Pay sahibinin haklarını açıklayabilmek.

- Pay sahibinin haklarını çeşitleri bakımından ve kullanılış biçimi bakımından farklı şekilde sınıflandırabiliriz.

- Çeşitleri bakımından pay sahibinin hakları, mali ve kişisel haklardır. Mali haklar; kâra katılma hakkı, hazırlık devresi faizi, tasfiye payı ve sermaye artırımında önalım gibi haklardır. Kişisel haklar ise yönetim hakkı, temsil yetkisi, denetleme hakkı ve bilgi alma hakkıdır.

- Kullanılış biçimlerine baktığımızda ise pay sahibinin haklarını; çoğunluk hakları, azınlık hakları ve bireysel haklar olarak sınıflandırabiliriz.

17. Anonim Ortaklığın Çıkarabileceği Menkul Kıymetler

Amaç 1:

Anonim ortaklıklarda pay senedi ve tahvil çıkarmanın neden ve koşulları ile bu menkul değerlerin hukuki niteliklerini açıklayabilmek.

- Anonim ortaklıklarda paylar, kıymetli evrak niteliğindeki pay senetleri ile cisimlendirilir. Pay senetleri ancak ortaklığın tescil ile tüzel kişilik kazanmasından sonra çıkarılabilir. Pay senetleri devir şekli açısından nama veya hâmile yazılı olarak düzenlenebilir. Pay senetlerinin devrinin ortaklığa karşı hüküm ifade edebilmesi için pay defterine kaydedilmesi gerekir. Pay senetlerinin usulüne uygun olarak devri ile devredenin pay sahibi sıfatı sona erer.

- Anonim ortaklıklar, yeni yatırımlar yapabilmek veya uzun vadeli kredi gereksinimlerini karşılayabilmek için tahvil çıkarabilme olanağına sahiptirler. Tahviller TTK m. 420’ye göre anonim ortaklıkların ödünç para bulabilmek için itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetleridir. Tahviller kıymetli evrak niteliğindedirler ve bu nedenle bazı şekil şartlarına tabidirler. Tahviller nama ve hâmile yazılı olabilirler ve kural olarak devredilebilirler. Tahviller çeşitli şekillerde olabilirler. Türk Hukukuna göre çıkarılabilecek tahviller primli tahviller, ikramiyeli tahviller, anonim şirketin kazancına katılma hakkı veren tahviller, pay senetleri ile değiştirilebilen veya pay alma hakkı veren tahviller, teminatlı tahvillerdir. Bir anonim ortaklığın tahvil çıkarabilmesi genel kurul kararı, izahnamenin yayını gibi bazı koşullara bağlıdır.

Amaç 2:

Anonim ortaklıkların sona erme nedenlerini açıklayabilmek.

- Anonim ortaklıklar kanunda belirtilen nedenlerle sona ererler. Bu nedenler irade dışı fesih halleri, iradi fesih halleri ve mahkeme kararı ile fesih halleri olmak üzere üç grupta toplanabilir. İradi olmayan fesih hallerini anonim ortaklığın süresinin sona ermesi, ortaklık amacına ulaşılması veya ulaşılmasının olanaksızlaşması, ortaklık sermayesinin 2/3’ünün kaybı, sözleşmede gösterilen infisah nedeni varsa bu nedenin gerçekleşmesi, ortaklığın iflâsı olarak sıralayabiliriz. Anonim ortaklığın mahkeme kararı ile feshi nedenlerini ise, ortaklığın tescilinden sonra gerçek pay sahiplerinin sayısının beşten aşağı düşmesi, anonim ortaklığın kanuni organlarından birinin bulunmaması, ortaklık sermayesinin 2/3’ünün yitirilmesi halinde alacaklıların fesih talebinde bulunması, ortaklık sözleşmesinde bu konuda bir hüküm bulunması halleri oluşturur.

18. Limitet Ortaklık

Amaç 1:

Limitet ortaklığı tanımlayabilmek ve nasıl kurulduğunu açıklayabilmek.

- Limitet ortaklık bir unvan altında, bankacılık ve sigortacılıktan başkaca ekonomik amaç ve konular için kurulan, sermayesi belirli, ortakların sorumu yüklendikleri sermaye payları ile sınırlı, hak ehliyeti işletme konusu ile sınırlı, tüzel kişiliğe sahip, en az iki en çok elli ortak tarafından kurulan bir ticaret ortaklığıdır. Limitet ortaklığın sermayesinin belirli ve paylara bölünmüş olması ve nakit olarak ifade edilmesi gerekir. Nakitten başkaca bir hak veya ayın sermaye olarak konulmuşsa, bunun niteliği ve biçilen değer sözleşmeye yazılmalıdır.

- Limitet ortaklığın kuruluşu iki aşamada gerçekleşir: Sözleşmenin düzenlenmesi, tescil ve ilan aşamaları. Limitet ortaklık sözleşmesi yazılı şekilde yapılır ve bütün kurucuların imzaları noterce onanır. Bu aşamadan sonra müdürler tescil ve ilan için bulundukları yer ticaret siciline başvururlar.

Amaç 2:

Limitet ortaklığın organlarının neler olduğunu belirleyebilmek.

- Limitet ortaklığın kanunda öngörülen organları ortaklar kurulu ve müdürlerdir. Ortaklar kurulu limitet ortaklığın en yüksek irade ve karar organıdır ve geniş yetkilere sahiptir. Ancak ortaklar kurulunun yetkileri ortaklık konusu, üçüncü kişilerin hakları, diğer organlara özgü yetkiler ve ortakların bireysel hakları yönlerinden sınırlandırılmıştır. Limitet ortaklık, müdürler tarafından yönetilir ve temsil edilir. Müdürlerin ortak olması zorunlu değildir. Müdürlerin rekabet yasağı bulunmaktadır. Ortak sayısı yirmiyi aşarsa bir de denetleme organı vardır. Bununla beraber, sözleşmede başka organların öngörülmesi mümkündür.

Amaç 3:

Ortakların hak ve borçlarının neler olduğunu sıralayabilmek.

- Limitet ortaklıkta, ortakların kişisel nitelikteki hak ve borçları; yönetim hakkı, temsil yetkisi, denetleme hakkı, ortaklar kurulu kararlarına karşı iptal davası açma hakkı, ortaklığın feshini mahkemeden talep hakkı, ortaklıktan çıkma olarak sıralanabilir. Ortakların parasal nitelikteki hak ve borçları ise; sermaye borcu, kâr payı, faiz ve tasfiye bakiyesi talep etmedir. Ortaklıktaki pay, belirli koşullar altında başkasına devredilebileceği gibi, bir ortak ortaklıktan çıkabilir, çıkarılabilir, ortaklığa yeni bir ortak alınabilir.

19. Kıymetli Evrakın Genel Esasları, Kambiyo Senetleri, Poliçeler

Amaç 1:

Kıymetli evrakı, özelliklerini, türlerini ve kıymetli evrak nedeniyle söz konusu olabilecek def’ileri açıklamak.

- Kıymetli evrak, kendisine bağlı bulunan hakkın, senetsiz ileri sürülmesinin ve devredilmesinin mümkün olmadığı senetlerdir. Kıymetli evrakta söz konusu olan hak başkasına devredilebilir olmalı, nakden değerlendirilebilmelidir. Hakla senet arasında sıkı bir bağ vardır. Bu hak senetsiz ileri sürülemez ve devredilemez. Kıymetli evrak sıkı şekil şartlarına tabidir.

- Kıymetli evrakın çeşitli yönlerden ayrılması mümkündür. Örneğin, temsil ettikleri hakkın türü açısından kıymetli evrak, para senetleri, pay senetleri ve emtia senetleri olarak ayrılabilir. Hakkın senetten önce var olup olmaması açısından ise, yaratıcı senetler ve açıklayıcı senetler olarak ikiye ayrılır.

- Düzenlenmesine neden olan işlem veya ilişki açısından da, soyut veya illi olarak ayrılabilir. Kıymetli evrak, devir şekilleri açısından nama, emre ve hâmile düzenlenebilen senetler olarak ayrılır.

- Def’i, bir talep karşısında hakkı kabul edip, ancak, özel bir sebebe dayanarak ödemekten kaçınma yönünde yapılan savunmadır. Kıymetli evrak söz konusu olduğunda ileri sürülebilecek üç tür def’i vardır: Senet metninden doğan def’iler, senedin hükümsüzlüğüne ilişkin def’iler ve kişisel def’iler. Bunlardan ilki, senedin metninden anlaşılabilen def’ilerdir. İkincisi, şeklen geçerli bir senet bulunmasına rağmen, senetle sorumluluk altına giren kişilerin bazısına karşı senedin hükümsüz olmasıdır. Sonuncusu ise, sadece kişisel ilişkilerden doğan, dolayısıyla da üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyen def’ilerdir.

Amaç 2:

Poliçe, poliçenin kabulü, poliçenin ödenmesinin ne anlama geldiğini açıklayıp, poliçenin kabul edilmemesi veya ödenmemesi halinde ne yapılması gerektiğini belirlemek.

- Bir kıymetli evrak türü olarak poliçe, üçlü bir borç ilişkisi düzenler. Poliçenin TTK. ‘daki ilgili hükümler çerçevesinde değerlendirilebilmesi için belirli şekil şartlarını taşıması gerekmektedir.

- Öncelikle düzenlenen senette poliçe kelimesinin ve belirli bir miktarda paranın ödenmesi gerektiğinin yazılması gerekmektedir. Bununla birlikte muhatabın adı soyadı, poliçenin kime ödeneceği, poliçenin düzenlendiği gün ve yer ile ilgili kayıtlar ve keşidecinin imzası poliçe üzerinde yer almalıdır.

- Poliçe için farklı vadeler öngörülebilir. Poliçe metni içerisinde borcun belli bir tarihte ödeneceği öngörülebileceği gibi, poliçenin düzenlenmesinden ya da muhatabın poliçeyi görmesinden belli bir süre sonra ödeneceği de kabul edilmiş olabilir. Eğer herhangi bir vade belirtilmemişse, bu poliçenin muhatap tarafından görüldüğünde ödeneceği kabul edilir.

- Poliçenin düzenlenmiş olması muhatabın borçtan sorumlu olduğu anlamına gelmez. Bunun için poliçenin muhatap tarafından imzalanarak kabul edilmesi gerekir. Ancak muhatabın düzenlenmiş bir poliçeyi kabul etme zorunluluğu yoktur.

- Poliçe düzenlendiği günden vadeye kadar kabul için ibraz edilebilir. Vade kaydı bulunmayan poliçelerde ibraz süresi bir yıldır. İbraz isteğe bağlıdır. Alacaklı isterse kabul için ibraz etmeyerek ödeme gününde ödeme için ibraz edebilir. Ancak bazı durumlarda kabul için ibraz mümkün olmadığı gibi bazı durumlarda da ibraz zorunludur.

- Poliçe ciro ve teslim yoluyla devredilebilir. Ciro edene ciranta denilir. Ciroda, poliçenin arkasına yazılacak bir beyanla ödemenin bir başkasına yapılması istenebilir. İlk ciranta lehtardır. Bu şekilde senetten doğan haklar devredilmiş olur.

- Ciroyu temlik, rehin ve tahsil amaçlarıyla gerçekleştirmek mümkündür. Temlik cirosunda poliçeden doğan bütün haklar devredilir. Aynı zamanda hakları devreden kişi, muhatabın poliçeyi kabul edeceğini, vadede ödeyeceğini garanti etmektedir.

- Poliçede asıl borçlu muhatap olmasına rağmen, eğer poliçe muhatap tarafından kabul edilmez veya ödenmez ise belirli koşullar altında hak sahibi durumunda olan kişinin kanunda belirtilmiş kimselere başvurarak ödeme talep etmesi olanaklıdır. Doğru bir imza silsilesi ile cirantadan poliçeyi almış olan hâmil böyle bir durumda kendinden önce gelen kişilere sıra gözetmeksizin başvurma hakkına sahiptir. Lehtar sadece keşideciye ve şartları varsa muhataba, keşideci ise sadece muhataba başvurabilir.

- Başvurma hakkı vadenin gelmesi durumunda ya da vadenin gelmesinden önce muhatabın kabulden kaçınması, muhatabın aciz haline düşmesi veya kabul için arzı yasaklanmış bir poliçenin keşidecisinin iflâs etmesi hallerinde doğar. Bu hallerde de başvurma hakkının doğması için bazı koşulların yerine getirilmesi gerekir.

- Bu şartlardan birisi olan kabul etmeme protestosu, poliçenin, muhatabın yerleşim yerinde kabul için ibraz edilmesine rağmen muhatap tarafından kabul edilmediğinin noter aracılığı ile resmen belirlenmesidir. Ödememe protestosu ise ödenmemenin noter aracılığı ile resmen saptanmasıdır.

20. Bono ve Çek

Amaç 1:

Bonoyu tanımlayıp şekil şartlarını açıklayabilmek.

- Bonoyu karşılamak üzere kullanılan emre muharrer senet deyimi, özel bir tip kıymetli evrak türünü belirtmektedir. Bono, kanunen emre muharrer senettir ve ikili bir ilişkiyi gösterir. Bono, şekil şartlarına bağlanmıştır. Bonoda mutlaka bono veya emre muharrer senet ibaresi bulunmalıdır. Aksi halde, söz konusu kıymetli evrak sadece emre yazılı ödeme vaadi sayılacaktır. Ayrıca kayıtsız ve şartsız bir bedelin ödenmesi vaadi bulunmalıdır. Düzenlenen bonoda vade, ödeme yeri, lehtarın ad ve soyadı, keşide tarihi ve yeri, keşidecinin imzası bulunması gerekli şekil şartlarıdır.

Amaç 2:

Çeki tanımlayıp şekil şartlarını sıralayabilmek.

- Çekte keşideci, muhataba senette yazılı bedeli üçüncü kişiye ödemesini emreder. Dolayısıyla çekte üçlü bir ilişki vardır. Türk hukukunda çek ancak bir banka üzerine çekilebilir. Çek çekilebilmesi için;

- Muhatap banka ile keşideci arasında çek çekebilme konusunda bir anlaşma olmalıdır.

- Keşidecinin muhatap nezdinde, üzerinde tasarruf edebileceği bir karşılık bulunmalıdır.

- Çekte de birtakım şekil şartları vardır ve bunlar diğer kıymetli evrak türlerindeki şartlarla benzerlik göstermektedir. Çekte mutlaka çek kelimesi bulunmalıdır. Ayrıca kayıtsız, şartsız bir bedelin ödenmesi emri, çeki ödeyecek bankanın adı veya unvanı, ödeme yeri, keşide günü ve yeri, keşidecinin imzası diğer şekil şartlarıdır.

- Çekte vade bulunmaz. Çünkü çek görüldüğünde ödenir. Çekte ibraz süreleri, keşide yeri- ödeme yeri ilişkisine göre on gün, bir ay ve üç ay olabilmektedir. Çekler nama, emre, hâmile yazılı olmalarına göre belirli şekillerde devredilebilirler. Çekte kabul olmaz, çekte ibraz ise sadece ödeme için ve süresi içinde yapılmalıdır. Çek, ödeme için muhataba ancak iş günlerinde ibraz edilebilir. Ödemeden kaçınma halinde hâmil başvurma haklarına sahiptir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: